ELÖYDER AB PROJELERİ
Ab Proje Sunum
Disleksi Sunum
DİSLEKSİ NEDİR?
Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleşme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanıyor ve bu rahatsızlığı bulunalara "distektik" deniyor. Yunanca kökenli bir sözcük oaln disleksi (dyslexia), "kelime kullanımında yaşanan güçlük" anlamına geliyor. Dislektik olan, yani öğrenme güçlüğü çeken kişiler harfleri birbiriyle karıştırır, okuyamaz, yazamazlar. Okudukları kısa süre sonra unutabilir, harflerin seslerini teleffuz etmede güçlük yaşarlar.
En sık rastlanan öğrenme bozukluklarından olan disleksi ile ilgili ilk bulgular, 1986 yılında bir İngiliz doktor W.Pringle Morgan tarafından elde edildi ve Bristish Medical Jornal'da yayınlandı. Morgan makalesinde 14 yaşında olan Percy adındaki erkek çocuğunun her zaman akıllı ve zeki bir tutum içinde olduğunu, yaşıtlarıyla kıyaslandığında oyunlarda hızlı olduğunu ve arkadaşlardan geride kalan hiçbir yönü olmadığını, ancak okuyamadığını belirtiyordu. Bu dönemlerde disleksinin görme sistemiyle ilgili olduğu düşünülüyordu. Çünkü, diskleksinin en belirgin özelliklerinden biri harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıydı. Bu bakış açısından yola çıkan bir düşünceyle disleksiyle baş etmek için göz eğtimleri yaptırılıyordu. Daha sonra yapılan çalışmalar ise disleksinin görmeyle ilgili bir bozukluk olmadığı görüldü.
Günümüzde yapılan araştırmalrda Nörolojik bir rahtsızlık olarak kabul edilen disleksi, doğuştan geldiği ve beynin sol yarım küresindeki dilim kullanımıyla ilgili bölümlerdeki farklılaşmayla okuma, yazma ve teleffuz edebilme yetekenlerinde yapılan bozulmayla ortaya çıktığı öne sürülüyor.
Beyin görüntülerme tekniklerinin göstergelerine bakılırsa, disklektik oaln kişler, bilgiyi farklı bir biçimde işliyorlar ve bu da sıralama yapma, okuma ve bilgiyi organize etme konularında çeşitli sorunlar yaşanmasına neden oluyor.
Bu rahatsızlık Motivasyon, dikkat, algılama süreçlerinde okdukça büyük güçlükler çıkarsa da, dislektiklerin çocuğun zeka seviyesinin ortalamanın üzerinde olduğu ve bu kişilerin farklı yetekenlere sahip bulundukları gözlenmektedir. Nörolojik farklılıklar ve öğrenme sırasında beynin farklı işleyişi, dislektiklere 3 boyutlu düşünme, mekansal muhakeme, görsel kavrayış kabiliyeti kazandırıyor. Bu da problem çözmede yaratıcılıkta sıra dışı başış açıları sunuyor kendilerine.
Öğrenme sorunu yaşayan pek çok bilim adamı, sanatçı ve devlet adamına bakılırsa disklektiklerin yazma ve okumada güçlük çekerken, öte yandan özel yeteneklerde donatıldıklarını düşünmeden edemiyor insan. İşte geçmişten günümüze okuma ve yazma güçlüğü çeken, ancak başarının peşini bırakmayan ünlü dislektiklerinin uzayıp giden listesi: Leonardo Da Vinci, Einstein, Thomas Edison, Düşünen Adam heykelinin sahibi ünlü heykeltraş, Rodin, Alexander Graham Bell, Winston Churchill, Walt Disney, Agatha Christie, Henry Ford, Matrix'in baş aktörü Keanu Reeves, Richard Bronson, Yırtık Rahibe ve Hayalet filimlerinin sevimli oyuncusu Whoopi Goldberg, Tom Gruise, şarkıcı ve oyuncu Cher..
Disleksi doğuştan gelse de, ancak kelimelerin ve seslerin kullanılmaya başlanmasıyla farkına varılan bir rahatsızlık. Bu rahatsızlığı olan küçük çocuklar, konuşmaya ve sözcüklerin yazımını öğrenmekten çok ezberleme yoluna giderler. Dislektrik olan yetişkinler daha yavaş çalışır, yazma gerektiren eylemlerden kaçınır.

|